Terry İle Türkiye Yollarındayız… (Okan Çolak beyin Gezisi)

Yola Çıkıyoruz

Sabah erkenden kalkıp motosikletimi yola hazırladım, eşyalarımı yerleştirdim. Tabii tecrübesiz olduğumdan bu hazırlık süreci tahminimden fazla zaman aldı, yola biraz geç saatte çıkmak zorunda kaldık. Bursa üzerinden Balıkesir, oradan da İzmir'e geçmeyi planlıyorduk. Yola çıktık, macera artık başlamıştı… İlk molayı Karamürsel’de verip kahvaltımızı yaptık, daha sonra Yalova’da biraz dinlenip Bursa’ya doğru devam ettik. Bursa’da bir alışveriş merkezine gidip birer kahve içip Balıkesir’e doğru yola koyulduk. Yolu keyfini çıkararak sürdürüyor, dilediğimiz yerde durup mola veriyorduk. Bursa Balıkesir arası rüzgar etkisini gösteriyordu. Biraz zorlanarak da olsa Balıkesir’e vardık ve geceyi Balıkesir Öğretmen Evi’nde geçirdik.

Sarımsaklı ve Şeytan Sofrası

Gece güzelce dinlenip, enerjimizi topladık ve güne erken başladık. Keyifli bir kahvaltının ardından atladık motosikletimize Ayvalık’a doğru yola çıktık. Edremit’e geldiğimizde yol kenarında biraz dinlenip, Burhaniye’den Ayvalık’a geçtik. Yolculuk karnımızı acıktırmıştı. İçimizde de öğle yemeğini bir an önce yiyip, yolculuğa devam etme hissi vardı. Yemekler yendikten sonra Cunda Adası’nı gezmeye karar verdik. Adaya köprü üzerinden motosiklet ile geçtik, görülmeye değer bir deneyimdi. Ardından Sarımsaklı Plajı’na gidip çadır kampı yeri kiraladık. Plaja geçip, Sarımsaklı’nın muhteşem denizde biraz yüzdükten sonra akşamüzeri güneşin batışını seyredebilmek için Şeytan Sofrası’na gittik. Her yere hâkim manzarası, yılın 365 günü tertemiz havasıyla öyle güzel bir yerdi ki… Güzel bir gün geçirmenin ve yeni yerler keşfetmenin mutluluğuyla kamp alanına geri döndük.

İzmir Yolu

Yeni bir gün olmuştu bile. Güneş doğmuştu ve bizim onu daha fazla bekletmemiz gerekiyordu. Hazırlıklarımızı tamamlayıp, İzmir’e doğru yola çıktık. Önce Dikili’ye ve sonrasında Bergama’ya geçtik. Bergama’da tarihi kalıntılarını ihmal etmek olmazdı. Tarihi turumuzu tamamladıktan sonra kaldığımız yerden İzmir’e doğru tekrar yola koyulduk. İzmir’de Karşıyaka Öğretmen Evi’ne yerleşip, şehri gezmeye başladık. Akşam olduğunda Konak’ta olmak ayrı bir keyifti bizim için…

Rüzgarla Birlikte

Gün doğduğunda gidilecek, görülecek yeni yerler vardı. Bunu biliyor olmak içimizde bir tutku ve heyecan biriktiriyordu. Öncelikle İzmir’deki Arkeoloji ve Etnografya Müzelerini gezdik, daha sonra Alaçatı’ya üniversiteden arkadaşım ve ailesini ziyarete gittik. Alaçatı bizi rüzgarıyla karşıladı. Sörf yapan insanları izleyip, biraz dolaştıktan sonra Konak’a geçti. Akşamüzeri Konak meydanında biraz dinlenip, güvercinlere ekmek attık ve bir gün daha göz açıp kapayıncaya kadar geçmişti bile…

Tarih ve Doğa

Yolculuğumuzun beşinci günü başlamıştı. Öncelikle Selçuk Efes’e doğru yola çıktık. Adıyla tam anlamıyla özdeşleşen Şirince Köyü’ne uğrayıp, hediyelik eşyalar aldıktan sonra Selçuk’a doğru ilerledik. Efes Harabeleri’ni gezmek hava çok sıcak olsa da mükemmeldi. Orada geçirdiğimiz süre boyunca tarih tekerrür ediyordu sanki.

Uğranacak Çok Yer Var

Kuşlar ötüşürken bizim için yola çıkma vakti çoktan gelmişti. İzmir’den Kuşadası’na geçtik. Milas Otogarı’nda biraz dinlenip, Bodrum Ortakent’te arkadaşımın ailesiyle tatilini yaptığı otele yerleştik. Sabah otelden ayrılıp Marmaris’e doğru yola çıktık, Marmaris’e varmadan önce Gökova Körfezi’ni yukarıdan seyrettik, sonra Akyaka’ya geçip biraz mola verdik. Marmaris’e girerken çok sıcak bir hava dalgası bizi karşıladı, artık Akdeniz sıcakları kendini hissettirmeye başlıyordu. Marmaris’in içini biraz gezip, Fethiye’ye doğru rotamıza yön verdik. Yolda Köyceğiz ve Dalaman tabelalarını görünce buraları da görmemek olmaz deyip, keşfe koyulduk. Kısa bir gezintinin ardından yolumuza kaldığımız yerden devam edip, akşam olduğunda Fethiye’ye vardık.

Ölüdeniz

Güne erken başlamak güzel şeydi. Hemen hazırlıklarımızı yapıp Fethiye Ölüdeniz’e doğru yola çıktık, yolda giderken Kayaköy tabelasından sapıp mübadele döneminde terkedilmiş ve şimdi korunmaya alınmış köyü gezdik. Ölüdeniz’e geçip, muhteşem denizinde akşama kadar yüzdükten sonra tekrar Kayaköy tabelasından sapıp Gemiler Adası ve Afkule Manastırı’nı görmeye gittik. Belli bir yerden sonra gidecek yol kalmadı, motosikleti bırakıp yaya olarak yola devam ettik, fakat hava kararmak üzereydi geri dönmek zorunda kaldık. Kayaköy’de bir lokantada biraz mola verip Fethiye’ye geçtik, akşam Fethiye merkezi turladık ve bir gün daha tamamlanmıştı…

Mersin Yolu

Güne başlarken rotamızı belirledik; önce Saklıkent’e ardından Kaş üzerinden Antalya Kemer’e geçecektik. İlk hedefimiz olan Saklıkent’e gittik, burayı gezdikten sonra Kaş’a doğru yola devam ettik. Kaş’a varmadan önce yolda Patara tabelasından saptık, buradaki ören yerini gezdikten sonra plaja indik ve biraz fotoğraf çektik. Kaş’a doğru devam ederken Kaputaş Plajı ve Kalkan’da biraz mola verdik. Öyle güzel yerlerdi ki… Kaş’a geçip bir lokantada kahvaltımızı yaptık. Biraz dinlendikten sonra tekrar yola koyulduk. Finike’ye doğru devam ederken kilometre telinin çıktığını fark ettim, bu arada kısa farlarım da yanmıyordu. Demre civarında yedek ampulü taktım ve çıkan kilometre telini yerine yerleştirdim. Şimdiye kadar yol boyunca tek arızamız buydu. Akşam serinliğinde yola çıkalım, Mersine kadar devam edelim dedik. Annem, babam ve kardeşim Mersin’de yaşıyorlar. Onların da özlemiyle koyulduk yola. Tekirova ve Çamyuva’dan akşam karanlığında geçtiğimiz için uğrayamadık. Kemer’e vardığımızda bir lokantada yarım saat mola verdik. Sonrasında şehrin merkezini dolaşıp yolumuza devam ettik. Manavgat’ta bir benzin istasyonunda biraz mola verip Alanya’ya kadar devam ettik. Alanya’da sahilde yarım saat dinlendikten sonra Anamur’a kadar hiç durmadan virajlı yolları geçtik. Anamur’a vardığımızda yorgunluk ve uykusuzluk kendini göstermeye başladı, burada benzin istasyonunda mola verip kahvaltı yaptık. Lastiğimize çivi batmıştı ve acilen tamir edilmesi gerekiyordu. Bir lastikçi bulup, işlemi tamamladıktan sonra kaldığımız yerden yola devam ettik. Silifke’ye varmadan yolda çamların altında gölgelik bir yer bulup mola verip tekrar yola koyulduk. Ve sonunda Mersin’e varmıştık, akşama kadar dinlenip akşam Mersin’i biraz gezmek için dışarıya çıktık…

Mersin Özlemi

Mersin’e geldiğimizin 2. günü önce Mersin’i biraz dolaşıp motosikletin 7500-8000 bakımını yaptırdık. Tarsus’a Eshab-ı Kehf Mağarası’na (yedi uyurlar)  gidip oradan da köye dedemlerin yanına geçtik. Adana’ya gidip tekrar Mersin’e döndük. 3. gün eşim boğazından rahatsızlandığı için hastaneye gitmesi gerekti ben de fırsat buldukça Mersin’in yaylalarını, şehir içini gezdim, arkadaşlarımı ziyaret ettim.

Geri Dönüş Başlıyor

Her yolun bir sonu olduğu gibi artık bizim de geri dönüş yolculuğa çıkmamız gerekiyordu. Sabaha karşı 02.30 gibi yola çıktık, Silifke, Mut ve Sertavul üzerinden Karaman’a vardık. Gece bu yolu geçenlere uyarım çok soğuk oluyor, aman dikkat. Karaman’da sabah kahvaltımızı yapıp mezun olduğum okulumu ziyaret edip Konya’ya doğru yola devam ettik. Konya’da Mevlana Türbesi’ne uğrayıp, Akşehir’e doğru yola devam ettik. Akşehir’e varmadan yol kenarında bir dinlenme tesisinde mola verip bir şeyler atıştırdıktan sonra Akşehir Öğretmen Evi’ne yerleştik, dinlendikten sonra akşam Akşehir’in merkezini gezmeye gittik.

Ve son gün…

Sabah motosikletimize binip çay ayrımından Eskişehir yönüne saparak hiç mola vermeden 210 km motosiklet sürüp Eskişehir’e vardık. Şehri dolaşıp bir lokantada karnımızı doyurduktan sonra yolumuza devam ettik. Yol çok rüzgârlıydı, fotoğraf makinesini daha önceden birkaç defa düşürmüştük, düğmesi emanet duruyordu, yolda giderken Bozüyük civarında eşim fotoğraf çekerken rüzgârın da etkisiyle düğme uçup gitti, biz de Bozüyük’te yeni bir fotoğraf makinesi alıp yolumuza devam ettik. Adapazarı’na varmadan yolda bir benzin istasyonunda biraz mola verdik, sonrasında İstanbul’a kadar devam edip turumuzu tamamladık.

Bizim de bir yol hikâyemiz olmuştu artık, toplamda yaklaşık 130 litre benzin harcadık. Yolda küçük aksaklıklar haricinde motosikletle ilgili herhangi bir sorun yaşamadık. Kanuni ile deneyimlediğimiz bu yolculuk serüveni pek çok yeri görmemiz, sevdiklerimizle özlem gidermemiz için güzel bir vesile olmuştu. Çektiğimiz fotoğraflarla hikâyemizi ölümsüzleştirmenin keyfi ile İstanbul’da hayatımıza kaldığı yerden devam ediyoruz...